Hakkımızda

TANIŞMA FASLI 🙂

Her ne kadar 83 İstanbul doğumlu olsam da baba tarafından Denizli, anne tarafından Balıkesir Edremit’li olunca tam bir Ege kültürüyle yetiştim diyebilirim. Çocukluğumdan itibaren bütün tatillerimi Edremit Körfezi’nde Akçay’da geçirdiğim için, arkadaşlarım arasında bitmeyen tatillerimle nam saldım..

Marmara Üniversitesi Sağlık Yönetimi’ni bitirip bir sene iş aradıktan sonra, hastanelere Nihan lazım olmadığını anladığımda bir bankada işe başladım. Gebze-İstanbul arasında 7 senelik çalışma hayatımı ise hamilelikle birlikte sonlandırdım. 2013 yılında Ada’nın hayatıma girmesiyle, beslenmeden alışverişe, gezmeden kültürel aktivitelere kadar herşey başka bir boyut kazandı.

Üniversite yıllarıma kadar herkesin bizim gibi yaşadığını sanırdım. Örneğin biz yemeklerin başına “zeytinyağlı” diye eklemeyiz, çünkü bizim bütün yemeklerimiz – kızartma dahil- zaten zeytinyağıyla yapılır. Sabunu, zeytini, yağı, salçayı, erişteyi marketten almaz, kendimiz yaparız. Mayıs’ta zeytin çiçeklerinin açmasıyla başlayan serüvenimiz Aralık’ta hasatla sona erer ve artık biz o senenin ürünlerini tadına vara vara kullanmaya başlarız.

Meğer ne kadar şanslı olduğumu, son 3 yılda sosyal medyada üye olduğum anne/bebek/sağlıklı beslenme sayfalarında yazışmalara göz gezdirdikçe anladım. Ege’li olmak ne büyük nimetmiş. Bazı üyeler, bebeklerindeki pişik ya da sindirim sorunları için önerilen birkaç yudum doğal zeytinyağını ya da çocuklarını yıkayacakları zararsız sabunu nereden nasıl temin edeceklerini düşünürken ben; teyzemin zeytinliklerinde zeytin toplamış, yağ çıkarılmasını fabrikalarda izlemiş, bahçede yapılan el yapımı sabunların kalıplara dökülmesini kendime oyun edinmişim.

Son yıllarda memleket hikayelerimi bilen arkadaşlarım artık her gidişimde benden birşeyler sipariş etmeye başlamıştı. Biz de bagajlarımızda yer olduğu sürece herkese yardımcı olmaya çalışıyorduk. Çünkü artık değişen yaşam koşulları ve bozulan ahlaki değerlerle insan sağlığı ikinci plana atılmaya başlamıştı. Maalesef ki neredeyse hiç bir fabrikasyon ürüne güvenemez hale geldik. İçeriğinde yoksa bile ürünlerin ambalajında sağlığa zararlı olmayan ne temizlik maddesi kalmıştı ne yiyecek-içecek.

Anne olduktan sonra değerini daha iyi anladığım bu sağlıklı ve doğal ürünlere ulaşım ihtiyacından dolayı, ailemle birlikte bu siteyi/bloğu oluşturmaya ve sizleri teyzemin zeytinleriyle tanıştırmaya karar verdim. İklim yapısı, ekosistemi ve bol oksijeniyle tanınan Kaz Dağları, aynı zamanda en verimli ve lezzetli yeşil zeytiniyle de ün yapmıştır. Biz de Havran’da bulunan bahçemizden sofranıza doğal, hijyenik ve sağlıklı ürünlerimizi sunuyoruz. Buyurmaz mısınız?